Oxford Günleri

Kafkasya bölgesindeki leoparların korunması için Gürcistan’da gerçekleştirdiğimiz toplantıdan kısa bir süre sonra dünyanın dört bir yöresinde ayıları araştıran bilim insanlarının meslek örgütü olan International Association for Bear Research and Management’in yirminci yıllık konferansı için Ottawa, Kanada’ya gittim. Ottawa’daki konferans aynı zamanda ayılar konusunda bilimsel referans kurum olan IUCN Bear Specialist Group toplantısına da ev sahipliği yaptı. Bir hafta ve sabah sekizden akşam ona kadar süren konferans, kendi konuşmalarımın yanısıra idari görevlerim de olduğu için oldukça yoğun geçti. Ottawa’dan hemen dönüşte ise İngiltere’de bulunan Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü’ndeki görevime başlamak için Oxford’a taşındım.

Vahşi yaşamın araştırılması ve korunması konusunda dünyanın önde gelen araştırmacı ekibinin yer aldığı Oxford Üniversitesi Zooloji Bölümü Vahşi Yaşam Koruma Araştırma Birimi içindeki görevim, gelişmekte olan ülkelerdeki insan ile büyük etobur türler (kaplan, leopar, kurt gibi) arasındaki çatışmanın nasıl azaltılacağına ilişkin yeni fikirler geliştirmek, dünyadaki 7 ayı türünün korunması için yapılan çalışmaları değerlendirmek ve etkin korunmaları için yeni bir yaklaşım geliştirmek. Çalışma konum, sadece büyük etoburları ve özellikle ayı türlerini kapsıyor gibi görünse de genel olarak insan-yaban hayatı çatışmasının ve vahşi yaşamın korunmasının daha etkin nasıl yapılabileceği üzerine.

Araştırmalar ile koruma çalışmaları arasındaki uçurumu, başka bir deyişle araştırmacılar ile korumacılar arasındaki uçurumu kapatmak için yeni yaklaşımlar geliştiremezsek, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde bugüne kadar yapılan doğa koruma çalışmaları neredeyse boşa gitmiş olacak. Doğanın hızla yok edilmesinin önüne ancak yeni ve etkin yaklaşımlar geliştirerek geçmemiz mümkün. 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %90’ının bu bölgelerde yaşıyor olacağını ve vahşi doğanın (türler ve alanlar) neredeyse  tamamının bu bölgelerde bulunduğunu da söylersem sanırım çalışma konumu neden seçtiğim daha kolay anlaşılır.

Ankara’dan Oxford’a taşınmak uzun zamandır yapmayı planladığım bir şeyi gerçekleştirmemi sağladı. Bir insanın sahip olması gereken her şeyin bir bavula sığacak kadar olması gerektiğine inanırım. Söylemesi kolay, yapması zor olan bu fikrimi hayata geçirmek için Oxford’a taşınmak iyi bir fırsat oldu. Sahip olduğum herşeyi geride bırakarak –en çok kitaplarımdan ayrılmak zor geldi- tüm eşyalarımı bir bavula sığdırmayı başardım. Bakalım bu bavul daha nereler görecek?